Ara Elemanlar
Erhan HERSEK
Tekfen İnşaat İK Koordinatörü


Ara eleman yetiştirme ve istihdam edilme konusunda yaşanan sıkıntılar

ve sektörlerin yaklaşımı.

Günümüzde iş akışları ve görev tanımları üretimin verimin artması yönünde hızla gelişmektedir.

Bu gelişim hem teknolojik olarak desteklenmekte (otomasyon ve internet çözümleri) hem de

mevcut çalışanların eğitimi ile yeni iş hayatına atılacak nesillerin eğitim planlamaları
yönlendirilmektedir.

 

Bu konuda üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa topluluğunda eğitim politikalarının bir parçası

olarak önümüze çıkmaktadır. Özellikle ilkokul ve ortaokul sisteminin birleşerek ilköğretim

olmasından sonra gençlerin gelecekteki mesleklerinin seçiminde ve yönlendirilmesinde büyük

açığımız ortaya çıkmıştır. Maalesef okullarımızda yeterli sayıda olamayan rehber öğretmenler

gençlerimizin okuldaki eğilimleri ve yetkinliklerini gözlemlemede yeterli kaynak ve zamana sahip

olamadıklarından bu açığı toplumun kendisi ve çevredeki arkadaş ve yakın akrabalar kapamakta

ve de yönlendirmeler özelikle üniversite yönünde yapılmaktadır. Mevcut ve maalesef yeterli

olmayan meslek okullarımıza hem bu nedenlerden hem de üniversite sınavındaki bazı teknik

uygulamalardan tercihler istekli yapılmamaktadır.


Oysaki dünyadaki eğitim sistemi, ilk öğretim ve lise eğitiminin, meslek edindirmeye yönelik

olması, üniversitenin ise gerçekten hem akademik kariyerin bir başlangıcı hem de yüksek uzmanlık

alanlarına geçisin bir ilk adımı olarak kabul etmektedir.


Türkiye'de ise, öğretim sisteminde çekici ve cazip olan üniversite mezunu olunmasıdır.
Ne yazık ki işveren çoğunlukla çalışan arayışlarında üniversite mezuniyetini ana ölçüt haline

getirerek bunu desteklemiş ve meslek okullarımız ile meslek yüksek okullarımızı birinci planda

olması gereken yerlerinden tamamen kaldırmış hatta gündem dışı bırakmıştır.


Tüm bunların sonucunda, hızla bir endüstri ülkesi konumuna gelen Türkiye,meslek okulu mezunu

ihtiyacını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Bunun farkına varan, Türkiye'nin önde gelen bazı

grupları, konuya milli bir hedef ve görev olarak bakmakta olup, meslek okullarını destekleme ve

geliştirme planlarını yapmaktadır. Meslek yüksek okulu mezunu sıkıntısını en yakın yaşayan

şirketlerden biri olan Tekfen İnşaat, Adana'daki kendi üretim merkezlerinde, meslek okullarından

mezun gençlerin staj taleplerine öncelik vermekte, stajlarında başarılı olan ve eğitimlerini Tekfen

standartlarında tamamlayanları projelerinde değerlendirmektedir.


Genel bir kanı var.Meslek liselerinden / yüksek okullarından mezun kişilerin istihdam şansı

bulamaması gibi, bu acımasız bir yargı olur. Zira bu arkadaşları arayıp ama bulamayan işyerleri de

var. Önemli olan bu okullardan mezun arkadaşların gelecek ile ilgili planlarını doğru yapması ve

her yere ve her pozisyona telaş içerisinde başvurmamasıdır. Bu, iş arayan kişiyi yıpratan ve hızla

hedef ve isteklerinden vazgeçiren bir süreçtir. Diğer yandan da bu şekilde elde edilen çalışma

imkânları genellikle mutsuz ve kısa vadeli olur.

 

Küçülen dünyada yabancı dil artık hayatın bir parçası, bu konuda okullarımızı eleştirmek belki de

en kolay yoldur. Fakat hiç unutmam, bir iş görüşmesinde bu okullardan mezun olan bir

arkadaşımızın İngilizce seviyesi beni çok etkilemişti, nasıl başardığını sorduğumda bulunduğu

şehirdeki lisan kursuna babasının sigara bırakmaya ikna ederek onun bütçesi ve kendi harçlıkları ile

gittiğini ve bu sayede öğrendiğini bana aktarmıştı. Belki de her şeyi devletten bekleme

alışkanlığımızdan sıyrılmalıyız. Bazen aradığımız çözümler o kadar uzakta değil, hemen yanımızda

olabilirler.

 

Diğer bir geçek var ki, bu iş hayatının gereği ve ana şartıdır: iş gerektirdiği koşullarla bu koşullara

uyan kişileri bir araya getirmektir.Yurt dışında bir işte çalıştıracağınız bir SEÇ mühendisi yabancı

dil bilmek zorunda. Bu demek değildir ki, her iş yabancı dil gerektiriyor. Her işin gerekleri

farklıdır. Bazen okuyoruz, iş akışlarında hiç ihtiyaçları olmayacak seviyelerde yabancı dil bilgisi

isteyen iş ilanlarını. İnsan Kaynakları istatistiklerde, bu çalışan profilinin şirketin gurur kaynağı

olarak gözüküyor olabilse de, bu uzun vadede memnuniyetsizlik ve yüksek turn over rakamlarına

yol açmaktadır. Bundan dolayı yabancı dil öğrenme konusunda okullar mevcut kaynaklarını

(dershane ve öğretmelerini) hafta sonu kursları olarak hem okula hem de öğrencilerin bütçelerine

uygun düzenleyebilirler. Ya da gençler bütçe imkânları doğrultusunda özel kurslara katılarak bu

açıklarını kapayabilirler. Şirketler de, ihtiyaçları olmadığı halde yabacı dil bilen kişi istihdam

hovardalığından vazgeçerek, bu süreci destekleyebilir.


Maalesef Türkiye'de şirketlerin meslek liselerinin gelişimi konusunda yeterli çabayı gösterdiğini

düşünmüyorum. Zira Bu konu, her şirketin belirlediği kalite ve iş politikaları ile doğrudan ilintili.

Her şirketin destek olmasını ve bu yönde yatırım yapmasını beklemek hem akılcı hem de gerçekçi

olmaz. İş hayatında her şirket büyük resmin içinde, ana sürecin bir parçasıdır. Bazı şirketler

hammaddeyi bulur, bazıları onu işler, bazılar geliştirir, bazıları ortaya çıkan ürünü pazarlar, bazıları

da bunların bakım ve idamesini yapar. Bu rollerden bazılarında, özellikle de üretim aşamasındaki

şirketlerin öncelikli planlarında, meslek yüksek okulları mevcuttur. Şirketler kendi bulundukları

bölgelerdeki okulları, hem uygulama, hem de eğitim çeşitliği gibi sonuç amaçlı konularda

destekleyebilir.Okulların gerekli donanımlarına ihtiyaç fazlası ekipmanları ile katkıda bulunarak

okulların eksikliklerin giderilmesinde önemli katkıda bulunabilirler. Bu sürecin sonucunda, kalifiye

ve bilinçli çalışan adayların istihdamı gerçekten sorun olmaktan çok iş sürecinin bir parçası

olacaktır.